Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri

Sezon sonunda valizlerini toplayıp Anfield'dan hangi İspanyol çıksın?


  • Toplam oy veren
    358
Katılım
11 Eki 2009
Mesaj
1,367
Alınan Beğeni
0
Ynt: Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri

WorldCup 2010 Güney Afrika Finallerinde Oynayacak Anahtar Oyuncular




FRANSA


Bacary SAGNA



Bacary Sagna, Bourgogne/Fransa doğumlu sağ bek oyuncusu ve kariyerinde bugüne kadar, Fransa'nın Auxerre ve İngiltere'nin Arsenal takımlarında profeyönel düzeyde top oynadı. Kariyeri boyunca oynadığı toplam 240 maçta 1 gol atan ve 24 asist yapan oyuncu, ilk kez Fransa Milli takımı formasını 22 Ağustos 2007 tarihinde, Slovakya ile yapılan bir dostluk maçında giydi.

Patrice EVRA



Patrice Evra, Senegal asıllı bir sol kanat/sol açık oyuncusu ve 2005-06 sezonundan beri İngiltere'nin Manchester United takımında oynuyor.

Gençlik kariyerine Paris St.Germain takımında başlayan Evra; daha sonra sırasıyla Nice, AS Monaco ve son olarak Manchester United kulüplerinin formasını giydi. Evra, 2008 yılında düzenlenen Şampiyonlar Ligi Finali'nde kupaya uzanan Manchester United kadrosunda yer aldı. Kariyerinde toplam 412 maça çıkan oyuncu 8 gol kaydetti.

Yoann GOURCUFF



11 Temmuz 1986 doğumlu olan Yoann Gourcuff, Ligue 1 takımı Bordeaux için top koşturuyor. Eski bir santrafor olan, fakat şu anda 'atak' orta saha mevkinde oynatılan bir futbolcu.

Yoann kariyerine, Babasının sahibi olduğu bir diğer Ligue 1 ekibi olan FC Lorent'te oynayarak başladı. Sırasıyla; Fransız F.C Lorent ve Rennes kulüplerinde, daha sonra İtalya'nın A.C Milan takımında, ve son olarak kiralık geldiği ve sözleşme yenileyip kaldığı Bordeaux ekibinde devam etti.

Gourcuff Fransız Milli takımı kariyerine henüz 14 yaşındayken, U-15(15 yaş altı) takımına seçilerek başladı. U-16 takımına yükselip bir defa oynadıktan sonra, U-17 takımına yükseldi ve toplam 12 karşılaşmada oynadı. 2005 yılında düzenlenen U-19 kadrosunda yer alan Gourcuff, takımının o sezon Avrupa U-19 Futbol Şampiyonasını almasına katkıda bulundu.

Uluslararası kariyerinde daha sonra; Fransız U-21 takımında 18 maç yapıp dört gol atan Gourcuff, ilk kez A Takıma 11 Ağustos 2008 tarihinde davet edildi. A takımda ilk kez, İsveç ile yapılan ve 3-2 Fransa galibiyetiyle sonuçlanan dostluk karşılaşmasının 92'inci dakikadasında yapılan oyuncu değişikliğiyle takıma dahil oldu.

Yohan Gourcuff 'Les Bleus*' için ilk golünü, 2010 Dünya Kupası Finalleri elemelerinde Romanya karşısında buldu. Attığı bu golü 27 metreden vurarak, 'mucizevi' bir şekilde takımına beraberliği getirdi.

Sırbistan ile yapılan son grup maçından beri, Koç Raymond Domenech tarafından forvet arkasına çekilen oyuncu, 2006 Finallerinden beri Zinedine Zidane'ın futbolu bıraktıktan sonra takım kurgusunda oluşan, ve gözle görülür boşluğun bulunduğu mevkide oynuyor.

Kariyerinde toplam 214 maça çıkan oyuncu, 33 gol attı ve 46 asist verdi. Gourcuff kulüp kariyerine ek olarak, Fransız Milli takımının formasını 17 kez giydi ve 1 gol atıp, 6 asist pası verdi.

Florent MALOUDA



Florent Malouda, Fransız Guyanası doğumlu bir oyuncu ve takımı Chealsea F.C için sol kanat mevkinde oynuyor. Sol açıkta oldukça baskın bir performans gösteren Malouda, buna ek olarak 'ikinci santrafor' veya atak orta saha/forvet arkası eleman olarak da oynama yetisine sahip olan bir futbolcu. Milli forma altındaki kariyerinde ilk golünü, 31 Mayıs 2005 tarihinde Macaristan Milli takımı karşısında kaydetti.

Sırasıyla; Châteauroux, Guingamp, Lyon ve Chelsea takımlarında oynayan futbolcu, ilk kez Milli takım formasını 2004 yılındaki turnuvada Polonya maçında giydi. Kariyerinde yaptığı 471 maçta 81 gol atma başarısı gösteren Malouda, bu sene Chelsea takımı ile Premier Lig şampiyonluğunu alan kadroda bulunuyor.

Nicolas ANELKA



Nicolas Anelka 1979 doğumlu ve son iki sezondur Chelsea F.C takımı için oynuyor. Anelka kariyeri boyunca sırasıyla Arsenal; Real Madrid, Liverpool, Manchester City, Fenrbahce, Bolton Wanderers ve son olarak transfer olduğu Chelsea takımlarında oynadı.

Uluslararası kariyerine U-20 takımında başlayan Anelka, ilk önemli turnuvasına EURO 2000 Şampiyonası'nda çıktı ve Fransa bu turnuvayı Şampiyon bitirdi.

Anelka, koç Domenech'in ilk sıra tercihlerinden biri olmakla beraber, takım arkadaşı Thierry Henry ile Fransa'nın en iyi 'atak partnerliği'ni* oluşturuyolar. Anelka kariyerinde toplam 469 maça çıktı ve 164 gol attı.

Thierry Daniel HENRY



Thierry Daniel Henry; 17 Ağustos 1977 doğumlu bir profesyönel futbolcu ve 2007-2008 sezonundan beri Barcelona takımında oynuyor. Thierry Daniel, gençlik yıllarında bu şehirde bir dizi yöresel takımda oynadı ve gelecekte büyük bir golcü olacağını insanlara o zamandan belli etti.

Henry, AS Monaco tarafından 1990 yılında farkedildi, ve hemen ardından bu kulüple sözleşme imzaladı. İlk profesyönel maçına Monaco ekibiyle 1994 yılında çıkan futbolcu, gösterdiği üstün performans grafiğine bağlı olarak, 1998 yılında Seria A ekibi, ve bir önceki sezonun şampiyonu Juventus’a imza attı ve ardından aynı yıl Fransa Milli takımına davet edildi.

1998-99 sezonunda Juventus takımında oynarken başarısız bir kanat oyuncusu grafiği sergiledikten sonra, 1999 yılında Arsenal ekibine 10.5 milyon İngiliz sterlini bonservis bedeliyle katıldı.

Arsenal takımına transferi ve orada yakaladığı grafik, Thierry Henry ismini ''World Class*'' bir futbolcu haline getirdi.

Premier Lig'de ilk zamanlarda zorlanmasına rağmen; Arsenal ekibinin en çok gol atan oyuncusu ünvanını hemen hemen Arsenal'de top oynadığı her sezon O aldı.

Uzun süre yakın ilişkisi ve mentor*ü olan menejeri Arsene Wenger'in kanatlarının altında, Henry çok üretken* bir forvet oyuncusu yapısına büründü ve Arsenal F.C tarihinin en çok gol atma başarısı gösteren oyuncusu olarak tarihi adını altın harflerle yazdırdı.(92 maçta 226 gol)

Fransız golcü; Gunners* ile iki Premier Lig şampiyonluğu ve üç FA Cup* aldı.

Ayrıca Henry, iki kez ''FIFA: Dünya'nın En İyi Oyuncusu'' ödülüne aday gösterilmiştir ve iki kez ''PFA's 'Players' Player of the Year*'' ödülü sahibi bir profesyöneldir.Bu ödüllere ve adaylıklara ek olarak Henry, ''İngiltere Futbol Yazarları Birliği: 'Yılın Futbolcusu' '' ödülünü üç kez kazandı.

Henry Arsenal'deki son iki sezonunu, Arsenal A takımının kulüp kaptanı olarak oynadı ve Arsenal'i, UEFA:Şampiyonlar Ligi 2006 Final Karşılaşması’na taşıdı.

Thierry Henry; 2007 yılının Haziran ayında Arsenal kulübüne sekiz sene hizmet ettikten sonra, Barcelona’ya 24 milyon İngiliz Sterlini karşılığında transfer oldu. Katalan* kulübüyle ilk başarısını 2009 yılında; lig, Kral Kupası ve Şampiyonlar Ligi üçlüsüyle yakaladı.

Daha sonra; üç kupalık başarıyı iki katına çıkartıp altı kupayla sezonu kapattı(İspanyol Süper Kupası, UEFA SuperCup2009 ve FIFA: Kulüpler Dünya Kupası). Henry, ‘UEFA: Yılın Takımı’ seçmelerinde beş defa takımda yerini aldı.

Fransız Milli takımı kariyerinde de benzer bir başarı grafiği yakalayan Henry; 1998 Dünya Kupası Finalleri, EURO2000:Avrupa Şampiyonası ve 2003 FIFA Konfederasyon Kupası’nı kazanan Fransız Milli takımı kadrosunda yer aldı.

2007 yılı Ekim ayında Henry; Michel PLATINI’nin elinde bulundurduğu, Fransa’nın en çok gol atan futbolcu ünvanını egale ve ekarte etti. Thierry Henry yeşil sahalar dışında, futbol sahalarında ve futbol dünyasında ‘ırkçılığa’ karşı aktif bir kamuoyu konuşmacısı konumunda.Bunun yanında UNICEF-FIFA kadrosunun da bir üyesi.

Son olarak Thierry Henry; spor dünyasında en çok kişisel ürünü pazarlanan futbolcular listesinde, 2006 yılında dokuzuncu sırada yer almıştı.







-------------------------------------------------------------

* 'Les Bleus': Daimi olanlar.

* 'attack partnership' demek, forvet hattında yer alan oyuncuların birbirlerine maç esnasında yardımcı olmaları, birbirlerinin önüne çapraz koşu yapıp koridor boşaltma işlemi olarak değerlendirilebilir.

* ''World Class'': Dünya klasmanlarında 'En Başarılı 10' sporcu.

* Mentör aslında gerçekte Türkçe olmayan bir kelime. Bunu günlük hayatta
aramızda kullanan arkadaşlar varsa, onların da bilgisi olması açısından belirtmekte
fayda görüyorum. Mentör tamamen türeme yoluyla Güzel Türkçemize girmiş ve aslında 'mentor' yani akıl veren veya tavsiyelerde bulunan ve pozitif etki bırakan şahsiyet anlamına geliyor.

* 'üretken' cümle içerisinde Henry hakkında, bulduğu gol pozisyonlarını iyi değerlendirip, topu kaleye sürmek veya kanatlarda oynuyorsa ileriye top kaçırıp arkadan gelen bek elemanına top oynama alanı sağlamak olarak değerlendirilebilir.

* 'Gunners' (Örn.Aslanlar)

* Football Association Cup: Örn.ZTK

* 'PFA' Professional Football Association(Profesyönel Futbolcular Birliği)

* Katalan: İspanyol nüfusu içinde, İspanya'da yaşayan, ve İspanyolca bilen genel popülasyonun bir azınlık kesimi Katalanlar. Kendi dillerine, ve adet, gelenek göreneklerine sahip bir toplum.


* dipnot: Thierry Henry, profesyönel kariyeri boyunca oynadığı bütün kulüplerde takımlarına toplam 124 asist vermiş. Toplam attığı gol sayısı kaynaklarda 306 olarak bildiriliyor.



Saygılar,

kaynak: www.wikipedia.com
 
Katılım
11 Eki 2009
Mesaj
1,367
Alınan Beğeni
0
Ynt: Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri

''İTALYA UEFA:EURO 2016 İÇİN PLATİNİ'NİN DÜRÜSTLÜĞÜNE İNANIYOR..''


İtalya ile birlikte; Platini'nin ülkesi Fransa ve Türkiye, 24 takımın katılacağı turnuva için 28 Mayıs'ta belli olacak ev sahibi ülkenin, kendileri olması için tekliflerini sundular.

UEFA delegasyonu* Salı günü; İtalya'ya iki günlük bir ziyarette bulundu ve İtalyan Başbakanı Silvio Berlusconi'nin ofisinin bulunduğu Palazzo Chigi*'de heyet şerefine verilen resepsiyonda İtalyan yetkililerle bir araya geldiler.

İtalyan Futbol Federasyonu Başkanı Giancarlo Abete, yakın zamanda verdiği bir basın demecinde Michel Platini'yi şu sözleriyle övdü;

''Bence Platini muhteşem bir genel müdür ve UEFA Başkanı. O'nun bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, Platini'nin UEFA Başkanı olarak sorumluluğunda olduğu kuruma yakışan, ve kurumun çıkarlarını gözetecek bir son karara varması gerekir'' dedi ve ekledi..

''Bizim iki tane geçerli rakibimiz var. Bu ülkeler Fransa ve Türkiye ve her ülke kendine has karakteristikleri* olan ülkeler. Fransa'nın çok geniş bir tarihi ve kültürü ve buna bağlı olarak gelişen bir gelenekleri var ve bu özellikleri İtalya ile benzerlikler gösteriyor''

Federasyon Başkanı Abete sözlerine şu açıklamalarla devam etti;

''Bu arada Türkiye, Uluslararası bir organizasyon düzenlemek isteyen bir ülke ve bunu istemelerinin sebebi Avrupa'ya entergasyonlarını* hızlandırmak ve raya sokmak. Ama İtalya'nın oynayacağı kartları elinde mevcut ve zaten bizde bunu yapıyoruz''

İtalya, 1990 Dünya Kupası Finalleri'nden beri büyük çapta Uluslararası bir organizasyonuna ev sahipliği yapma şansına sahip olamadı. UEFA: EURO2016 turnuvasına İtalya'nın ev sahipliği yapması ülkeye, yıkılmaya yüz tutmuş stadyumlarını renove* etmeleri için büyük bir fırsat sunacaktır.

İtalya'nın ev sahipliğini almasının önünde duran sebepler olarak; holiganların stad içinde ve çevresinde çıkarttıkları olaylar ve 2006 yılında patlak veren ve yeniden çeşitli sinyallerin yer almaya başladığı futbol bahislerinde şike skandalı olarak gösteriliyor.

UEFA delegasyon ekibi, Gilberto Madail liderliğinde yönetiliyor ve bu şahıs ayrıca Uluslararası takımlar rekabet komitesinin oturum başkanı. Bay Madail verdiği ifadede şu sözlere yer verdi;

''Şu an halen evrak dosyalarını değerlendirme aşamasındayız fakat görüşme pozitif geçti ve 15 Mayıs'tan sonra, UEFA değerlendirme raporunu yayınladıktan sonra önümüzdeki etkenleri daha açık bir şekilde göz önünde bulundurabileceğiz''


------------------------

* 'delegasyon': Yönetim kurulu toplantısı şeklinde yapılan tekrarlanan; saatli, planlı ve programlı toplantılar.

* Palazzo Chigi: Roma İtalya'da bulunan ve ünlü bir meydana bakan bir saray.

* 'karakteristik': ortak özellikte olan.

* 'entegrasyon': uyum sağlamak, alışmak.

* 'renove etmek': yenilemek, veya cümle içerisinde sağlamlaştırmak olarak da değerlendirebilirsiniz.







------------------------------------------------------------------------
Along with Italy, Platini's native France and Turkey are also bidding for the 24-team tournament, with the host set to be chosen at a May 28 meeting in Geneva.
A UEFA delegation wrapped up a two-day visit to Italy on Tuesday with a government reception at Palazzo Chigi, which houses the office of Italian Premier Silvio Berlusconi.
''I think Platini is a great manager and UEFA president, and as UEFA's president he should want to make sure that the choice is made in the interests of the organization he's in charge of,'' Italian football federation president Giancarlo Abete said. ''We have two valid opponents - France and Turkey - that each present different characteristics. (France) has a lot of tradition - just like Italy - and Turkey is a country that wants to organize an international event to improve its integration with Europe. But Italy has its cards to play and that's what we're doing.''
Italy has not hosted a major football tournament since the 1990 World Cup, and hosting the Euros would help the country renovate many of its dilapidated stadiums.
ROME(AP) Italy is counting on UEFA president Michel Platini's professionalism preventing any favoritism in the race to host the 2016 European Championship.
Concerns in Italy include fan violence and the ongoing trial related to the 2006 match-fixing scandal, which is threatening to explode again.
The UEFA delegation was led by Gilberto Madail, the chairman of body's national team competitions committee.
''We're still in the evaluation phase of the dossier, but the meeting was positive and we'll be able to make more considerations after May 15 when UEFA publishes its evaluation report,'' Abete added.



kaynak: AP Haber Ajansı, 13 Nisan 2010.



EUR0 2016 ev sahibi ülke 28 Mayıs 2010'da belli olacak.

EURO 2016 turnuvasını ilgilendiren ev sahibi ülkenin belirlendiği aşamanın son evresine girildi. 28 Mayıs'ta Cenevre'de 'final' teklif sunumları yapılacak ve bunu oylama sonuçlarının açıklanması seramonisi takip edecek.






------------------------------------------
EURO 2016 hosts named on 28 May
Published: Friday 7 May 2010, 16.22CET
The process for deciding the host association of UEFA EURO 2016 reaches a climax on 28 May in Geneva with the final bid presentations and resulting announcement ceremony.

kaynak ve haberin ilk paragraftan itibaren devamı: www.uefa.com.
 
Katılım
11 Eki 2009
Mesaj
1,367
Alınan Beğeni
0
Ynt: Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri

MRI'dan sonra Tiger'ın Tam Olarak İyileşmesi Bekleniyor



Woods, boynunun omuriliğine bağlandığı noktada bulunan eklemlerden ağrıları olduğundan dolayı tedavi altında alındı.


Çarşamba günü Orlando*'da çekilen MRI*dan sonra Tiger Woods'un boynundaki bir ufak yüz ekleminde ağrılarının artmasının sebebi, omuriliğine yakın eklemlerden birinin iltihaplanmasından dolayı kaynaklandığı bildirdi.

Ufak yüz eklemleri iltihaplandığında, etkilenen bölgede ağrıya sebeo olur ve bunun yanında baş ağrısına sebep olur ve kişinin kafasını rahatlıkla döndürmesine engel olur.

Ayrıca, Tiger'ın çektirdiği MRI sonrası tamamen sağlığına kavuşacağı bildirildi.

Tiger basın mensuplarının sorularını yanıtlarken duygularını şu sözlerle dile getirdi;

''Herkese bana değer verdikleri ve hakkımda endişe duyduklarından dolayı teşekkür ederim. Şimdi, bu durumumun bakımını kendim üstlenmeliyim ve golf oynamaya fiziksel olarak hazır olduğumda geri dönmeliyim''

Tiger'ın sakatlığının iyileştirilmesinde; yumuşak doku masajı, iltihaplanmayı giderecek ilaçlar ve bolca dinlendirme yöntemleri kullanılacak.

Hastalığın iyileşme süresindeki tahmin; tamamen Tiger'ın ne zaman sağlığına kavuşacağına bağlı olduğu yönünde bildirilirken, golfe dönüş tarihi Tiger'ın sağlık durumunun ne kadar hızlı iyileşeceğine ve O'nun tekrar spora ne kadar hızlı olarak adapte olacağına bağlı dendi.

Tiger Woods'un geçici olarak spora ara vermesi bekleniyor fakat, uzatılmış bir süre golf sahalarına uzak kalması beklenmiyor.




* Orlando: A.B.D'nin Florida eyaletinde bulunan bir şehir.

* MRI: Magnetic Resonance Imaging, 'Manyetik dalgalar kullanılarak vücut
içinde organların ve diğer iç dokuları görüntüleme yöntemi'







-------------------------------------------------------------------------------

After an MRI on Wednesday in Orlando, Fla., it was determined that Tiger Woods has an inflamed facet joint in his neck.

When the facet joints are inflamed, it causes pain in the affected area as well as headaches and difficulty rotating the head.

"I want to thank everyone for their caring and concern," Woods said. "I now need to take care of this condition and will return to playing golf when I'm physically able."

Physical therapy, including soft-tissue massage, rest and anti-inflammatory medicine will be used to treat the injury.

The prognosis for Woods is a full recovery, although a return date to competitive golf is contingent on how quickly the condition heals. The layoff is not expected to be extensive but can vary.

The prognosis for Woods is a full recovery, although a return date to competitive golf is contingent on how quickly the condition heals. The layoff is not expected to be extensive but can vary.





kaynak: www.TigerWoods.com
 
Katılım
11 Eki 2009
Mesaj
1,367
Alınan Beğeni
0
Ynt: Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri



Sven Goran Erikkson Fildişi Sahillerine Vardı


Eski İngiltere Milli takımı menejeri Sven-Goran Eriksson Pazartesi günü(bu Pazartesi) Fildişi Sahillerine gitti. Erikkson'un önümüzdeki ay yapılacak Dünya Kupası Finalleri için, Fildişi Sahilleri’nin 23 kişilik kadrosunu burada açıklaması bekleniyor.

Bunun yanında Sven Erikkson, Fildişi Sahilleri Futbol Federasyonu seçimleri için destek verdiği tarafı/grubu Salı günü açıklayacak. Dünya Kupası Finallerinde Fildişi Sahilleri’nin bulunduğu Grup ''G'' de bulunan diğer ülkeler; Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore.

Erikkson yere iner inmez, Abidjan semalarında yoğun ve sağanak bir yağmurlu fırtına başladı. Teknik sorumlu Erikkson, Abidjan havaalanının VIP salonunda basın mensuplarına verdiği açıklamada şu ifadelere değindi;

''Burada olmaktan mutluyum..Yağmur yağıyor''

Teknik adam, bu açıklamayı verdikten sonra O'nu bekleyen araca binerek uzaklaştı.
Şubat ayında düzenlenen Afrika Uluslar Kupası Çeyrek Finallerinde, Cezayir'e karşı aldığı beklenmedik bir yenilgi sonrası görevinden alınan eski teknik sorumlu Vahid Halilhodzic'in yerine Erikkson atanmıştı.

Fildişi Sahilli futbolseverler; Milli takımda oynayan ünlü ve zengin futbolcuları, 'yöresel halk' arasında 'çok baskın' olarak hissedilen kişisel egolarını saha dışında tatmin etmeleri, ve oynayacakları karşılaşmalarda bir takım halinde hareket etmeleri konusunda uyardılar.







--------------------------------------------------------------------------------
Former England manager Sven-Goran Eriksson arrived in Ivory Coast on Monday to reveal his squad for next month's World Cup.
Eriksson is scheduled to name his chosen side to the Ivorian Football Federation (FIF) on Tuesday. Ivory Coast have been drawn in Group G with Brazil, Portugal and North Korea.
As he touched down, the skies of the main commercial city of Abidjan unleashed a heavy tropical rainstorm.
"I'm happy to be here," he told reporters on entering Abidjan airport's VIP lounge. "It's raining."
He was quickly swept into a waiting car which drove off.
Eriksson has replaced Bosnian Vahid Halilhodzic, who was sacked after a shock defeat by Algeria in the quarter-finals of the Africa Cup of Nations in Angola in February.
Ivorian fans have been urging their players to bury their egos, seen by locals as oversized, and work better together as a team.
(Writing by Tim Cocks; Editing by Ed Osmond)


Kaynak: REUTERS (Orjinal metin: Tim Cocks, Editleme: Ed Osmond).
 
Katılım
11 Eki 2009
Mesaj
1,367
Alınan Beğeni
0
Ynt: Yabancı Sitelerde Yayınlanan Spor Haberleri

Güney Afrika Dünya Kupası 2010: Rüya Takım Birinci Forvet

Dünya Kupası Rüya Takımının İlk 11'ini bu hafta tamamlıyoruz(Eurosport UK) ve Sizlere 'Dünya futbol tarihi'nin 'En Büyük' Golcüsünü Seçme Şansını Sunuyoruz..

Bu paylaşım altında; 'Dünya Kupası tarihi' sahnesinde yer almış, ve gelmiş geçmiş en büyük 'gol makinelerini*' sıralayacağız. İki hafta önce ilk parçası paylaşılan Rüya Takım'ın siz Değerli Kullanıcılarımız için bu hafta tamamlamış olacağız.


Gabriel Batistuta ( Arjantin – 1994, 1998, 2002)



'Batigol*', kendi jenerasyonunun karşı görüş belirtilemeyecek bir biçimde 'En Büyük' oyuncularından biri. Forvet mevkinde oynayan, ve kariyeri boyunca oynadığı bütün oyunlarda göze çarpmayacak kadar küçük hataları bulunan Arjantinli oyuncu, futbolda sahip olunabilecek bütün özelliklere sahip bir karakter.

Batistuta'nın maç içindeki koşu temposu; rakiplerini geçerken gösterdiği hız, genel olarak oyun içindeki fizik gücü, hava toplarına olan hakimiyeti, ve aynı zamanda her iki ayağını da çok iyi kullanabilmesi O'nu, rakip savunma oyuncularını tıpkı bir enkaz içinde bıraktı.

Psikolojik olarak O'na karşı aciz durumda olan rakip takımların defans oyuncularının, Gabriel Batistuta karşısında sahada verecek hiçbir cevapları yoktu.

Bu durum da doğal olarak Batistuta'nın kaleleri 56 kez şakırdatmasına*, ve 78 kez Arjantin Milli takımının formasını giymesine sebep oldu.

Gabriel Batistuta, 1994'de Yunanistan'ın ve daha sonra 1998'de Jamaica'nın mağlup edildiği maçlarda, Arjantin Milli takımı kadrosunda yer aldı. Ayrıca, iki Dünya Kupası Finali’nde birden 'hat-trick' yapma başarısı gösterebilmiş 'tek' oyuncu.


Eusebio (Portekiz – 1966)

Portekiz'in gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olarak kabul edilen Eusebio; yanlızca bir Dünya Kupası Finalinde boy göstermiş olmasına rağmen, oyun tarihinde silinmez izler bıraktı.

Mozambik doğumlu olan 'Kara İnci*', 15 yıl boyunca Benfica'da maç başına bir gol'den fazla bir istatistiksel veri yakaladı. Bu olay, Eusebio’nun Milli takımda gösterdiği performansı, kulüpler arası performansı ile karşılaştırmaya alındığında, daha 'az' üretken olarak görünmesine sebep oldu.

Kariyerinin en yüksek noktası olan 1966 Finalleri'nde, İngiltere'de yapılan Final karşılaşmasında meydana geldi. Eusebio, ingiltere1966: Kupa Finalleri'nde elektriksel koşu temposu ve ölümcül son vuruşlarıyla, rakip takımın kalelerini adeta ışıldattı.

Eusebio bu turnuvada toplam dokuz gol atma başarısı gösterdi ve bu gollerin dördü, 'efsanevi' bir Çeyrek Final mücadelesi olan Kuzey Kore- Portekiz maçında geldi.


Gary Lineker (ingiltere – 1986, 1990)

Modern Dünya Futbolu Tarihi'nde çok az sayıda forvet oyuncusu, kendi ülkesinin ev sahipliği yaptığı bir turnuvada, Gary Lineker kadar uzun süre ceza sahası içinde bulunmuştur.. Örnek 'yasak avcı' Lineker..

İngiliz futbolcunun Dünya Kupası Finalleri'nde attığı goller fazla üstün değildi fakat, oyun içinde oluşan olağan pozisyonlar itibariyle kritik bir konumdaydı.

Polonya karşısında 1986'da hat-trick yapan 'İngilizadam*', daha sonra Paraguay’a karşı iki daha gol kaydetti. Kariyerinin son Dünya Kupası golünü Arjantin'e karşı İngiltere'nin kaybettiği Kupa Finali’nde bulduğu, ve karşılaşmanın son dakikalarında gelen golle noktaladı. Golden Boot.

Gary Lineker, 1990 Kupa Finalleri’nde belki kariyerinin en meşhur golünü Batı Almanya Milli takımına karşı kaydetti.


Gerd Muller ( Batı Almanya – 1970, 1974)

Gerd Muller hakkındaki yapılabilecek tek olumsuz eleştri, eğer sahada goller atıyor olmasaydı, ondan başka fazla birşey yapmıyor olmamasıdır. Fakat oyundaki şans ona her maç yardım ettiğinden ötürü her seferinde bunu yapabiliyordu.

Hayretlik veren bir biçimde; oynatıldığı 68 Dünya Kupası oyununda '62' gol atma başarısı gösteren ünlü Alman, buna ek olarak oynadığı 14 Dünya Kupası Finali maçında toplam 13 gol attı.

Düşük bir yerçekimi kuvvetine sahip olan oyuncu; Bulgaristan ve Peru karşısında ard arda 'hat-trick'Ler bulduktan sonra, 1974'te Hollanda Milli takımı karşısında Batı Almanya'ya galibiyeti getiren 'bereketsiz*' dört golü attı.


Ronaldo ( Brezilya – 1998, 2002, 2006)

1994 yılında A.B.D'de yapılan turnuvada, oynama şansı bulamadığı için 'kullanılmayan' bir oyuncu olarak görünmeye mahkum edilen Ronaldo, ilk oynama şansını 1998 Finalleri’nde buldu.

Bu turnuva öncesinde iki yıl üst üste, ''Dünya’nın En İyi Oyuncusu'' ödülü sahibi olan profesyönel, Fransa 1998 Kupası’nda dört gol atmasına rağmen, Final karşılaşması öncesinde yeterince zinde olmadığı için takımına yardımcı olamadı ve Brazilya maçı kaybetti.

Ard arda gelen ağır sakatlıklar, Ronaldo'nun kulüp kariyeri üzerinde yıkıcı bir etki yaptı. Fakat, bir sonraki turnuva olan 2002 Güney Kore Finalleri’nde muhteşem geri dönüşünü kutladı. Bu turnuvayı ülkesinin kazandıran isim bir bakıma Ronaldo oldu ve takımına Dünya Kupası’nda attığı sekiz golle büyük katkıda bulundu.

2006 Dünya Kupası Finalleri'nde, profesyönel kariyerinin ve futbolculuk temposunun en düşük seviyesinde bulunduğu bir dönemde olmasına rağmen, ülkesinin takımı için dört kez daha gol atma başarısı gösteren futbolcu, toplamda 15 Dünya Kupası golü kaydetti.


Just Fontaine (France – 1958)

Bir Dünya Kupası Finali’nde en çok gol atma başarısını 13 golle halen günümüzde bulunduran Fontaine, Dünya Kupası kariyerinde oynadığı tek Dünya Kupası'nda sırasıyla bir 'hat-trick'; iki gol, bir gol, tekrar iki gol, bir gol ve son yaptığı maçta dört gol atarak Dünya Kupası tarihine geçti.

Belki bazılarına şaşkınlık veren bir biçimde Fontaine, Fransız Futbol Tarihi'nin 'Son 50 Yıl' içerisinde yaşamış ve futbol oynamış en büyük yeteneği ödülüne sahip oldu. Profesyönel kariyerlerinde Just Fontaine’den daha gol atan sadece iki oyuncu bulunuyor.. Bu efsanevi yetenekler Batı Almanya'nın gol makinesi Gerd Muller ve Brezilya Futbol Tarihi'nin 'parlak' çocuğu Ronaldo..



-------------------------

* 'First Striker' demek birinci forvet mevkinde, yani santrafor pozisyonunda oynayan oyuncu demek(örn.Milan Baros)

* 'gol makinesi' burada sahada sadece gol atmak için bulunan forvet hattı oyuncusu anlamında kullanılmış.

* 'Batigol': Gabriel Batistuta'nın takım arkadaşları arasında kullandığı lakap.

* 'şakırdatmak' burada cümle içerisinde mecazi bir anlam taşıyor. Batistuta'nın attığı her gol sonrası kalenin ışıl ışıl parladığı anlamını taşıyor aslında bir 'eylem' olan 'ışıldamak'.

* 'Kara İnci': Eusebio'nun bu lakabı O'nun futbolculuk karakterini ve içinde barındırdığı özellikleri, benzerine az rastlanan bir inciye benzetmekte kullanılmış cümlede tabir.

* İngilizadam anlamına geliyor ve orjinal İngilizce dilindeki karşılığı ''Englishmen''







kaynak: www.wikipedia.co.uk, www.eurosport.co.uk.